Mini... Bu isim her zaman 4 tekerlekli bir şov makinesi anlamına gelmiştir. Yakından tanıyanların zihinlerinde Union-Jack boyalı tavanlar ve bu tavanın altındaki yatık konumlu direksiyonu kullanan cüretkar kızlar gelir. Gençlik, eğer paraları yeterse bir Mini satın almaya yeminlidir. Bu köklü İngiliz markayı çok iyi idare eden BMW, Mini’yi mükemmel bir şekilde yeniden hayata döndürdü, yeniden bir kült otomobili haline getirdi ve gerçekten hatırı sayılır satış rakamlarına imza atmayı başardı. Peki ama bu başarı Countryman’de de devam edecek mi? Çünkü Mini’nin bu dördüncü modeli, markanın sınırlarını zorlayan bir otomobil. Aslında küçültülmüş bir Qashqai olan yeni Nissan Juke da modaya uygun ve sınırları zorlayan bir araç olarak dikkat çekiyor. Ancak Polo formatındaki bu keyif makinesinin sıra dışı tasarımının, Qashqai’ın ağır başlı tasarımıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Bu tasarımla ilgili birçok ilginç başlık atılmıştı ancak en güzeli, “çizim yaparken tasarımcılar herhalde sarhoştu” başlığı olmalı. Bu sıra dışı aracı neyin bu kadar ilginç yaptığını insan, direksiyona geçtiği anda anlayı veriyor: Kendinizi bu aracın içine bırakmıyor, zeminden 70 cm yüksekte duran koltuklara tırmanıyorsunuz. Aman tanrım, yüksek oturma pozisyonu öne doğru harika bir görüş sağlıyor. Arkada ise, alçalan tavan nedeniyle küçük bir boşluktan daha fazlası yok. Arka koltuklar ise Nissan’ın, Juke’u bir spor coupe olarak gördüğünü kanıtlıyor. Baş mesafesi çok kısıtlı. Aynı şey bagaj için de yeterli: 251 lt’lik hacim, tüm yolcular araçtayken bagajları römorka veya tavan bagajına yüklemeyi gerektiriyor. Mini ise orijinale daha yakın kalan bir araç.