Gelişmiş toplumların en yaygın, en popüler fitness çalışması. Milyonlarca insan, erkekler, kadınlar, gençler, yaşlılar, büyükler, küçükler, şişmanlar, zayıflar, yani herkes her gün bu çalışmayı yapıyor. Hem de günde birden fazla kez. Peki ama kullanılan bu fitness aleti hangisi? Evet, doğru tahmin ettiniz: Otomobil! Çalışma ise binip inmek. Tüm jimnastik aletlerinde olduğu gibi otomobil jimnastiğinde de her alet yani her kapı konsepti, farklı bir zorluk seviyesine sahip. Neticede herkes otomobillere binip inebiliyor. Ama asıl soru farklı: Nasıl? Aslına bakılırsa bazı otomobillerde biniş inişler gerçekten yetenek gerektiriyor. Örneğin kanat kapılı Mercedes SLS’te: Binebilmek için bu sporda hayli ilerlemiş olmanız gerekiyor. Neticede vücudunuzu iyice katlayabilmeniz ve neredeyse yatarak araç kullanabilmeniz gerekiyor. Porsche’de ise inerken o burgu hareketini yapamazsanız, diskalifiye oldunuz demektir. Üstü açık roadsterlerde ise binişlerde, yeterince atletikseniz kapıyı kullanmak yerine zıplayarak binmek eskisi gibi geçerli bir yöntem olacaktır.
Otomobil tasarımının yeni teması: Kapılar
Hareketli ve kıvrak olmak iyidir. Ancak biz “sıradan ölümlüler” böyle zorunlu jimnastik hareketlerinden kaçınmayı tercih eden bir yapıya sahibiz.Yani bir çoğumuz tasarımcılardan, SLS’inkiler gibi şov kapıları yerine, daha fazla konfor ve rahatlık sağlayan alternatifler bekliyoruz. Aslına bakılırsa tasarımcılar da bu durumun farkında gibiler. Çünkü dar alanlarda biniş-inişleri rahatlatan sürgülü kapılar gibi alternatif kapı konseptlerinin trendi yükseliyor. Öndekilere ters açılan ve arka koltuklara geçişi kolaylaştıran kapı konseptlerine de gün geçtikçe daha fazla araçta rastlıyoruz.