Bakalım Kodiaq ne kadar iyi?

Kendisini aşmaya başlayan Skoda, yeni rakiplere meydan okuyor. Çek markanın büyük SUV’unun, elit Mercedes GLC ile uygun fiyatlı Koreli bestseller arasındaki konumunu araştırdık.
Skoda… Çeklerin ucuz markası… Bu eskidendi. Çok yönlü yeteneklere ve özgün tarzlara sahip Octavia, Yeti ve Superb bunun harika örnekleri. Şimdiyse arenaya Kodiaq çıktı: (Tabi ki) VW teknolojileriyle üretilmiş büyük ve ağır bir SUV. Peki ama bu oyuncunun yetenekleri nasıl? Bunun cevabını puanlamalı karşılaştırmamız ortaya koyacak. Büyük Çek SUV’unu Hyundai Santa Fe ve Mercedes GLC’nin karşısına çıkardık. Rakiplerden Koreli SUV, 31 bin Euro’luk Almanya baz fiyatıyla orta sınıf SUV fiyatlarının alt sınırını oluşturuyor. Lüks donanımları ve bolca modern multimedya ve asistan teknolojileriyle Mercedes ise bu sınırın üst kısmına daha yakın. Ayrıca bu sınıfın ne kadar premium olabileceğinin de bir göstergesi. Diğer taraftan karşılaştırmamıza baz modelleri almadık. Bunun yerine kendi türlerinin tipik temsilcilerini tercih ettik: Güçlü dizel motorlar, 4×4 ve otomatik şanzıman. Durum böyle olunca fiyat seviyeleri bayağı arttı. Örneğin en basit Kodiaq’ın 25 bin Euro’luk Almanya baz fiyatı (benzinli, 4×2) test aracımıza özgü ekstralarla (18 inçlik jantlar, ayarlı süspansiyon) birlikte neredeyse 42 bin Euro’ya çıktı. Sizce de çok değil mi? Aslında Hyundai ile karşılaştırıldığında pek değil. Premium 2.2 CRDi olarak 40 bin Euro seviyesine dayanan fiyat, otomatik şanzıman ve 4×4 sistemiyle 50 bin Euro’ya yaklaştı. Mercedes ise daha da pahalıydı: Test aracımızın etiketindeki rakam 54 bin Euro’ydu. Donanım listelerine baktığımızda neredeyse bir eşitlik söz konusu. Hyundai gayet lüks donanımlara (geri görüş kamerası, elektrikli bagaj kapağı) sahipken, Mercedes ise multimedya teknolojilerinde (head-up gösterge, internet bağlantısı) önde. Skoda ise güvenliğe (LED farlar, acil durum telefon araması fonksiyonu) önem vermiş gibi görünüyor. Artık Skoda’nın fiyat olarak konumunu biliyoruz. Peki ya sürüş özellikleri?Gayet iyi… Kodiaq’ın süspansiyonu yumuşak ile orta sert arasında. Sürüş konforu da gayet yüksek ve 1.8 tonluk ağırlığına rağmen makul bir yol tutuş sunuyor. Çoğunlukla çok sessiz olan motorsa çalışkan ve gayet canlı bir makine. Ne yazık ki DSG şanzıman, VW modellerinden tanıdığımız TDI sorunlarına (hatta biraz daha fazlasına) da sahip: Sert kalkışlar, vites büyütürken sürekli yaşanan sarsıntılar, gecikmeli kickdown tepkileri, park manevralarında vasat seviyedeki düşük hız yetenekleri… Park manevraları sırasında bir şey daha dikkatimizi çekti: 1500 d/d’nin altındaki devirlerde motor can sıkıcı şekilde homurdanıyor. Buna VW’nin diğer TDI’larında rastlamamıştık.

Diğer küçük kaprisler: Panoramik tavan aksamı baş mesafelerini kısıtladığından ikinci koltuk sırasında iri yapılılar tam olarak dik oturamıyor, orta konsolun yan desteği sürücünün bacağına çok yakın duruyor, dokunmatik ekranın sağ kısmına ulaşmak için sürücünün kolunu iyice uzatıp hafifçe eğilmesi gerekiyor. Bu da bozuk zeminlerde doğru noktalara dokunmayı zorlaştırıyor. Hyundai ise ergonomik hatalara sahip değil: Düğme grupları doğru bir şekilde yerleştirilmiş, göstergeler çok okunaklı, devasa yan aynalar manevraları kolaylaştırıyor. Ayrıca iç mekan ve bagaj genişlikleri çok iyi.
Diğer taraftan yolcuların vücutları biraz daha fazla desteklenebilir ve motor da biraz daha sessiz olabilirmiş: Tıkırdıyor, homurdanıyor, vızıldıyor…
Biraz zorlanıyormuş gibi hissettiren CRDi makine, aynı zamanda karşılaştırmadaki en fazla yakıt tüketimine sahip.
Vites değişimleri vasatı aşamayan otomatik şanzıman, direkt olmayan direksiyon ve süspansiyon, aracın rahat sürüşler için uygun olduğunu düşündürüyor.
Mercedes ise tam tersi bir karaktere sahip. Motor ve süspansiyon ayarları sayesinde her şart altında çok iyi sürüş özellikleri sunuyor. Tamam, CDI makinenin çalışma sesleri tam gazda belirgin bir şekilde duyuluyor ama çekiş gücü oldukça yüksek, tüm devirlerde dengeli bir karakter sunuyor ve 6.8 lt ile oldukça düşük bir yakıt tüketimine sahip. Otomatik şanzıman da sorunsuz: Kickdown’da oldukça canlı, 9 ileri vites dişlisi sayesinde her zaman en doğru oranı buluyor, kalkışlarda veya örneğin park ederken kaldırıma çıkmanız gerektiğinde hız rahatça dozlanıyor. Keşke tüm şanzımanlar bu 9G-Tronic gibi çalışabilseydi.
GLC 250 d’nin sürüş karakteri, beklenmedik derecede atakla aşırı dengeli arasında bir yerde. Özellikle frenler büyük beğeni topladı: Kış lastikleriyle 38 m’lik fren mesafesi kesinlikle çok iyi rakam. Diğer taraftan süspansiyonun biraz daha hassas olmasını beklerdik. Asfalttaki neredeyse gözle görünmeyecek kadar küçük dalgalar bile aracı huzursuz ediyor, sürekli dikey sallantılara neden oluyor ve bu kesinlikle hoş bir tepki değil. Mercedes’in iç mekanı rakiplerinden daha küçük. Küçük kapı açıklıkları nedeniyle arka koltuklara geçiş (tırmanmak mı desek?) biraz daha zorlayıcı. Sürücü ve öndeki yolcuya sunulan oturma pozisyonları ise birinci sınıf.

SONUÇ
Henning Klipp ve Jan Horn
PREMIUM? YETERLİ! UCUZ? EH! YİNE DE İYİ!
Kodiaq, geniş iç mekanı ve yüksek konforuyla karşılaştırmamızı kazandı. Devasa kütlesine rağmen çok fazla yakıt tüketmiyor, sürüş özellikleri iyi ve donanımları gayet kapsamlı. Mercedes’in ona dikkat etmesi gerekebilir. Skoda kadar olmasa da Hyundai de gayet iyi bir yol arkadaşı. Ama tarzı biraz daha kaba. Skoda hala uygun fiyatlı ama artık kesinlikle bir kelepir değil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.