90’lı yılların ortasında Türkiye binek ve hafif ticari araç pazarının 2000’lerin başında 1 Milyon barajını geçeceği öngörülür ve otomotiv yatırımlarının bu hacme göre geliştirilmesi gerektiği söylenirdi. Oysa, o dönemde de 5-6 yılda bir ekonomik krizler yaşanır, bir türlü belimizi doğrultamazdık. Fakat, Türkiye’nin otomobil ihtiyacı, ortadaydı ve gelişmekte olan her ülke gibi 10 kişiye düşen otomobil sayısının artacağı net şekilde görülürdü... Sonra, nedense, küresel ekonomi sıkıntıları olmasa bile, içdertlerle uğraşılırken, otomobil satış adetleri yarım hacimle devam etti, durdu… Ve Milyonluk pazar sözü, unutuldu gitti… Ta ki, 2008 ve 2009 küresel mali krizin tüm dünyayı etkileyeceği döneme kadar… İşte, o dönemde, her nasılsa, iç pazarımızın adetleri yükselmeye başladı ve bu yıl da, “milyona çeyrek kala” durumuna ulaştık… 2009’daki vergi indirimleri mi fitilleri ateşledi, yoksa, “dünya krizdeyken biz böyle otomobil alırız” diye şov yapma mı, yoksa düşük kurların getirdiği moral mi, tam olarak kimse bir açıklama yapamıyor, fakat bildiğimiz, artık otomobil pazarımız Milyon’a doğru hızla ilerliyor. Şu anda, 2014 yılında milyonluk pazar manzarası, ufukta belirdi, deniliyor!.. Hatta, bu ivmeyle Milyon’a 2012’nin sonunda bile ulaşılabilir, şeklinde yorumlar bile var!..
Elbette, hak edilen, o “1 Milyon”!..
Ve, biz otomobil medyası olarakda, herkesin iştahını açmaya devam ediyoruz! Müşteriler de, çoğunlukla bizlerin gösterdiği yenilikleri büyük bir dikkat ile takip edip, satış noktalarına daha iyi bilgiyle gidip, alabileceklerinin maksimumunu talep ediyorlar. Ve “komşu”sunun yeni araç aldığını gören de, zincire katılıyor ve pazar grafikleri dikleşmeyi sürdürüyor. İthalatçı ve üreticilerin, çok şaşırtan bu talep “patlama”sına ürün yetiştiremediklerini de tespit ediyoruz. Müşterilerin çoğu, halen, asıl istediklerini değil, bulabildiklerini almaya razı oluyorlar. Şimdi, 2011 yılına daha da hazırlıklı başlayacak olan markalar, model yenilikleriyle de, yeni alıcıları daha kolay ikna edecekler ve genişlettikleri planlarını başarıyla tamamlayacaklar. Bundan sonra, umuyoruz, otomobil satışları “garanti” diye, “hazır vergiciler” yeni kazanç oyunlarına girmezler, yakıt fiyatlarını astronomik yapmazlar ve müşterileri yeni otomobil almaktan soğutmazlar. Markalar da, kampanyalı etiketleri sökmezler… Sürüm gelirleri herkese yetecektir. Hatta, keşke geçen haftaki Automotivist buluşmasında altı çizildiği gibi, araçların çevreyi kirletme değerlerine göre Avrupai bir vergilendirme başlasa, yollardaki “tarihi” otomobiller çekilse, yakıttaki ağır vergi yükü hafifletilse ve hatta yeni yollar inşa edilip sıkıcı trafiğe de bir çözüm bulunsa… İşte, o zaman milyon barajını aşabilir ve Türkiye’nin sahip olması gereken gerçek hacim olan 1.5 milyon’a bile ulaşabiliriz!.. Yoksa; çok mu, hayal kuruyorum?!..