Siz bu sayfayı okurken, bende 2011’in otomobil yeniliklerini yerinde görmek için gittiğim Detroit NAIAS otomobil fuarında söyleşiler gerçekleştiriyor olacağım. Amerika’ya doğru yola çıkmadan, orada gösterilecek yeni modellere göz gezdirirken, bir şey fark ettim… Detroit’te stantlardaki yeni otomobillerin en önemli ortak özelliği, radikal dış tasarımlara sahip olmaları!.. Otomobil şirketleri, yakıt ekonomisi ve çevreciliğe milyarlarca Euro yatırım yapmaya devamede dursunlar, müşterilerin tercihlerinde halen otomobilin zarif hatları en önemli rolü kapıyor. Özellikle yeni dizayn fikirleri taşıyan yepyeni bir modele olan yüksek ilgi, bu iddianın iyi bir kanıtı… Curb ve KV7 Cross Over’larıyla fuarda boy gösterecek olan Hyundai ve Kia, alıcıların tüm dikkatlerini üzerlerinde toplamaya çalışıyorlar. Chrysler ise 300’ün yeniden şekillendirilmiş haliyle yine tasarımı ön plana çıkarıyor. Audi’nin yeni A6’sındaki zarafet, BMW’nin yeni 650i büyük convertible’ındaki ve küçük 1 serisi M Coupe’sindeki çekicilik, Buick’in yeni miniğindeki sempati, Chevrolet Aveo’nun yerini alacak olan Sonic isimli yeni küçük hatchback’in agresif hatları, FordC-Max’ın küresel beğenilere göre hazırlanmış sade ve olgun duruşunun yanında Escape Cross Over’ının yerini alacak aracın ilk konsept şeklinde de aynı hissin fark edilmesi, GMC Sierra’nın yerini alacak yeni büyük Off-Road Pick-Up’ının gösterişli tarzı, gelecek nesil Honda Civic’in ilk işareti olan konseptteki etkileyici “hava”, Hyundai Veloster sportif Coupe’deki sportiflik, yeni Jeep Compass’ın otoriter formu, yenilenen Mercedes C-Klasse’daki kalite “kokan” detaylar, MINI Paceman konseptindeki aykırılık, Porsche 918 Coupe konseptinin fütüristik çizgileri, Toyota’nın Detroit sürprizi stationwagon Prius “v”nin hiç de sıkıcı olmayan tasarımı ve hatta mütevazılığıyla bildiğimiz VW’nin sadece ABD pazarı için hazırladığı yeni orta boy sedanındaki yakışıklı hatlar, hepsi, bizlere bu araçların motor özelliklerini, süspansiyon kalitelerini ve hatta kabin içi “oyuncak”larını unutturuyor. Yani bir otomobili öncelikle görünümüyle beğenip satın alıyoruz. Dış tasarımın ardından, performansa, güvenlik donanımına, içindeki donanıma ve sonra da yol tutuş gibi özelliklerine bakıyoruz. Sadece, Türkiye’de değil, ABD gibi en gelişmiş otomobil pazarlarında bile tasarım en önemli tercih sebebi… Detroit’te de belki bu sebeple “tasarımlar” yarışacak!.. Belki, tüm bu sebeplerden de dolayı, okuldan yeni mezun olan bir genç tasarımcının bile ABD’de yıllık maaşı 60 bin USD’yi aşıyor. Otomotiv Grupları’nın Başkan Yardımcısı sıfatlı karizmatik BaşTasarımcıları’nın yıllık gelirleri de, primler hariç milyon dolarları geçiyor. Neredeyse markaların Başkanları kadar gelirlere sahip oluyorlar… Bu yüzden de, bizler, öncelikle yeni otomobilleri yaratan bu kişilerle, şöyleşiler yapmayı, daha çok seviyoruz… Haftaya, Detroit’ten en sıcak haberler ve kulis dedikodularıyla, yeniden birlikte olacağız.