Geliyor, gelmiyor derken gerçekten de geldi. Sözünü ettiğimiz otomobil, yeni Saab 9-5. Küresel krizden çok etkilenen markanın ana firma General Motors tarafından spor otomobil üreticisi Spyker’a satılmasının ardından bu otomobil, aynı zamanda Saab’ın umutlarını da temsil ediyor. Neticede 9-5, gerçekten etkileyici bir otomobil. Örneğin birçok ileri teknolojiye sahip: Head-up gösterge, aktif süspansiyon ayarı, şerit takip asistanı, 4 tekerlekten çekiş...Baz olarak Opel Insignia’nın kullanıldığı 9-5’in, direksiyon sistemi, düğmeleri ve şalterleri de bu otomobilden alınmış. Ancak budurum, Insignia ile aynı problemlere sahip olduğu anlamınada geliyor. Çok sayıdaki küçük şalter akıl karıştırırken, havalandırma ve klima ayarlarının kullanımı da zorlu. Neyse ki sürücü odaklı kokpit, Saab ruhunu taşıyor. Kontak anahtarı yerine marş düğmesi kullanılsa da, yerleşimi tipik bir Saab özelliği olarak orta konsolda. 160 HP güç üreten dizel motor sessiz çalışıyor ama gerçekten atak olabilmek için 1500 d/d’yi beklemek gerekiyor. Bu seviyenin üzerinde üretilen patlama şeklindeki güç, ön tekerlekler tarafından başarıyla yere aktarılıyor. Sentetik bir his uyandıran direksiyon ise geri bildirim eksikliği hissettiriyor. Bu nedenle sürücünün sık sık düzeltme yapması gerekiyor. 5 metrelik uzunluk ve büyük dingil mesafesi sayesinde 9-5, düzgün asfaltta bir yelkenlinin sükunetiyle ilerliyor. Ancak bu, 9-5’in yumuşak bir otomobil olduğu anlamına gelmiyor: Takırtılar duyulabiliyor ve kısa darbeler iç mekana biraz iletiliyor. Süspansiyonun ince ayarlarında bir eksiklik olduğu kesin.