Captur bu pazarı kapacak

10 sene öncesinde SUV deyince
akla hemen, büyük, ağır, çok
tüketen, kaba tasarımlı arazi
araçları geliyordu. Crossoverların gelişimiyle
SUV segmenti de hafifledi,
çevrecilere de kendisini beğendirdi.
Daha ekonomik motorlar, daha düşük
tüketimler, şehrin asfalt yollarında
gidebilmek için iki tekerden çekiş
fazlasıyla yeterliydi. Bu yeni segment,
sektörde çılgın bir moda halini almış,
her marka kendi kompakt SUV’unu üretmeye
başlamıştı. Artık aileler, kompakt
hatchback otomobillerinden, bir
kompakt SUV’a terfi etmek istiyorlardı.
Crossoverların pazar başarıları endüstriyi
umutlandırdı. Tüketicinin
ihtiyaçlarına cevap vermek gerekiyordu.

Kompakt Crossoverların daha da
ekonomik boyutlu versiyonları, B Segmenti
araçların platformu üzerinde türetilmeye
başlandı. Ne de olsa 2008 yılı
sonundan beri Avrupa başını krizden
kurtaramamıştı, daha küçük ve daha
ekonomik araçlara yönelmenin zamanıydı.
Nissan Juke’la başlayan bu akım,
daha sonra Mini’nin Countryman modeliyle
devam etti. İçinde bulunduğumuz
dönemde de bu segmente Opel
Mokka, Chevrolet Trax gibi modeller
dahil oldu. Bu segment önümüzdeki
yıllarda daha da genişleyecek. Hemen
her markanın bu segmente giriş yapma
isteği ve kabiliyeti var. Segmente yeni
katılan modellerden biri de, geçtiğimiz
hafta sonunda Türkiye’de 42 bin
TL’den başlayan fiyatlarla pazara çıkan
Renault’nun Captur modeli oldu.

Sıradışı tasarım, çift renkli gövde

Renault Captur’ün şansı, bu segmente,
henüz segmentin emekleme
döneminde katılmış olması. Şu ana
kadar segmentte Nissan Juke, Mini
Countryman ve Opel Mokka vardı ve
segment büyüklüğü yılda 10 bin adedi
geçmiyordu. Ancak Captur ve diğer
yeni modellerin (Peugeot 2008, Chevrolet
Trax) gelmesiyle segmentin genişleyeceği
ve daha fazla ilgi göreceği
kesin. ~Geçtiğimiz yıl 189 bin adetlik B
segmenti pazarından küçük SUV’ların
aldığı pay yüzde 4.7 kadarken, bu
yıl yeni modellerin katkısıyla küçük
SUV’ların B Segmenti içerisindeki payı
artacaktır.

Captur, sıradışı tasarımında küçük
kardeşi Clio’dan alınan öğeleri taşıyor.
Ancak Clio’nun üzerine, yepyeni ve
benzersiz özellikleri de ilave etmesini
bilmiş. Örneğin kişiselleştirilebilir boya
seçenekleriyle gövde, tavan, jantlar
ve tamponlardaki çizgiler tamamen
farklı ve zıt renklerle sipariş edilip üretilebiliyor. Türkiye’ye gelen araçların
renk paletinde 9 ana renk, 3 de tavan
rengi bulunuyor. Toplamda ise 21 renk
kombinasyonu oluşuyor. Akıcı dış tasarım
ve çift renkli kombinasyonlar sevimli
bir görüntü oluştururken, büyük
SUV’ların agresif tasarım anlayışından
da uzak durulmuş yani aslında Captur
tam bir şehir aracı olmuş. Koleos,
Scenic ve Clio’nun ayrı ayrı işlevlerini
yerine getirebilen Captur, bu 3 aracın
özelliklerini tek bir gövdede sentezlemiş
oluyor.

Uzatılmış ön cam, geniş görüş açıları
ve yüksek tavan iç mekanda ferah bir
atmosfer oluşmasına imkan tanıyor. 17
inç jantlar ve 20 cm yerden yükseklik,
onun bir Crossover olduğunu sürekli
olarak kullanıcısına hatırlatıyor. Yerden
yükseklik nedeniyle sürüş pozisyonu
da yüksek konumlanmış; öyle
ki Scenic’le aynı sürüş yüksekliğine
sahip, sürüş pozisyonu Clio’dan ise
10 cm daha yüksek. Bu da daha iyi
görüş ve ferahlık anlamlarına geliyor.
B Segmentinde yer almasına rağmen
yüksek tavan yapısı nedeniyle iç mekan
tahmin ettiğimden daha geniş
çıktı. İç mekanda ilginç çözümler de
geliştirilmiş, örneğin bir çekmece şeklinde
açılabilen ve içerisine laptop bilgisayar
dahi alabilen 11 litre hacimli,
Easy Life ismi verilen torpido gözü. İç
mekandaki irili ufaklı gözlerin toplam
hacmi 27 litreye ulaşıyor. İç mekandaki
bir diğer ilginç donanım da fermuarlı
koltuk kılıfları. Bu özellik sayesinde
gerektiğinde koltuk kılıfları çıkartılabiliyor,
yıkanabiliyor veya başka renk
ve desenlerle değiştirilebiliyor.

~Bagaj
hacmi ise 377 lt, yani B segmenti
ortalamasından daha iyi. Ayrıca yedek lastik olmaması (opsiyon olarak
sunuluyor)bagaj hacmine ve toplam
hafifliğe olumlu katkı yapıyor. Büyük
bir eşya taşımak gerektiğinde ise arka
koltukları katlayarak bagaj hacmi 1235
lt’ye çıkartılabiliyor.

Daha önce başka Renault modellerinde
de gördüğümüz R-NAV ve RLink,
Captur’un iç mekanında da yer
bulmuş. R-Link versiyonu alındığında,
otomobille internete bağlanabilmek ve
R-Link store’dan uygulamalar indirmek
de mümkün olabiliyor. R-Link’le
birlikte internet bağlantısı ilk yıl için
ücretsiz, sonraki yıllarda ise yıllık 60
Euro’luk internet aboneliği satın almak
gerekecek. R-Link içerisinde yer
alan Eko sürüş fonksiyonu sayesinde
ekonomik sürüş performansınızı ölçümleyebiliyorsunuz,
çünkü sistem sürüşünüze
100 üzerinden puan veriyor
ve dilerseniz bunu, dünyadaki diğer
kullanıcıların puanlarıyla karşılaştırabiliyorsunuz.

Tüm motorlar turbo destekli

Captur’de Touch ve Icon olmak üzere
iki donanım seviyesi yer alıyor. B
segmentinde öne çıkan yeni donanımlar
arasında kirli hava sensörlü
elektronik klima, geri görüş kamerası,
Hill Start assist, LED gündüz farları,
viraj içi aydınlatmalı sis farları yer
alıyor. ABS, ASR, ESP gibi fren ve
viraj denge kontrolü elektronik güvenlik
yardımcıları tüm versiyonlarda
standart olarak sunuluyor. Captur’un
motor yelpazesi de tamamen yeni,
turbo emişli motorlardan oluşuyor.
İki benzinli, bir de dizel motorlar arasında
giriş seviyesini 0,9 lt hacimli 90
HP’lik 3 silindirli benzinli TCe motoru
oluşturuyor. Bu motorla birlikte Stop &
Start sistemi de sunuluyor. ~Ayrıca Eco
mode sürüş modu sayesinde tüketimi
ilave olarak yüzde 10 kadar düşürmek
de mümkün. Diğer bir yenilik ise 1.2
lt hacimli, 4 silindirli turbo benzinli
motor. 120 HP güç üreten bu motor, 6
ileri oranlı, çift kavramalı EDC isimli
otomatik şanzımanla kombine ediliyor.

Dizel cephesinde ise 90 HP’lik 1.5 dCi
bulunuyor. Stop & Start ve Eco modla
donatılan bu versiyonun ortalama tüketimi
3.7 lt/100 km. Ortalama ağırlığı
1.100 kg civarında bulunan Captur’de
tüketimi azaltmak üzere bir dizi önlem
alınmış. Öncelikle, Clio’dan çok daha
büyük olmasına rağmen, otomobilin
ağırlığı bir önceki nesil Clio ile aynı
seviyede tutulmuş. Düşük sürtünmeli
ve daha hafif lastikler ve kumandalı
radyatör ızgarası kanatçıkları tüketimi
kontrol altında tutmaya yönelik diğer
ekipmanlar arasında. İspanya’nın Valladolid
tesislerinde üretilen Captur’de
yüzde 16 oranında geri dönüştürülmüş
plastik kullanılmış.

Sürüş izlenimleri

Renault Captur’ü Dalaman-Fethiye
arasında kullanma fırsatını yakaladık.
Sürüşlerimiz sırasında hem 1.5 dCi (90
HP) dizel versiyonu, hem de en yeni
motor olan, 120 HP’lik 1.2 TCe’yi, EDC
şanzımanla deneme fırsatı bulduk.
Denemeler sırasında aracımızda 3 kişi
bulunduğu ve bagajımız da ağzına kadar
dolu olduğu halde çekişte herhangi
bir güç eksikliği hissetmedik. Dizel
versiyon düşük tüketimiyle, TCe ise
güçlü yapısıyla beğenimizi kazanmayı
başardı. EDC şanzıman ani hız artışlarında
kısa bir süre tepki vermekte
gecikse de, sonrasında vites değişimleri
yeterince hızlı. Yerden yüksek
yapısı Captur’un virajlarda biraz fazla
yatmasına neden olsa da, arka bölüm
kasisli yollarda biraz zıplama yapsa da,
başarılı süspansiyon sistemi güvenli
ve keyifli kullanımlar sunuyor. ~İç
mekanda bazı bölümlerde, kokpit
ve torpido gözünde kullanılan
sert plastiği ise beğenmedim.
Ayrıca R-NAV ekranının güneş
altında parlıyor olması da başarısına
gölge düşürüyor.


Sonuç

Renault Captur, bu genç segmente, daha
da genç bir soluk getirdi. 42 bin TL’lik
giriş fiyatıyla bu segmentteki en kolay
ulaşılabilen rakip olması elini iyice güçlendirecek.
İç mekan beklediğimden daha
geniş ve ferah, çift renkli gövde yapısı hoş
görünüyor. Ayrıca hepsi turbolu, modern
motor yelpazesi, EDC’li versiyonun varlığı,
Renault’nun bu segmentteki rekabete iyi
hazırlandığını gösteriyor. Dizel EDC versiyonunun
da birkaç ay içerisinde seriye
katılmasıyla Captur ürün yelpazesi
eksiksiz hale gelecek. Renault
Captur’le küçük
SUV segmentini
kapacak gibi görünüyor. Bu
müşterilerin bir bölümü başka
markalardan gelse de, diğer bölümü
markaya bağlı kalan ve
Captur’e terfi eden Clio kullanıcılarından
gelecektir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.