Geçmişin ve bugünün güçlü kaplumbağaları

Emektar Kaplumbağa’yı bugüne
kadar birçok ilginç hatta çılgın kıyafetle
görmüştük. 1970’lerin parıltılı
hippi renklerinden Herbie adıyla
oynadığı filmdeki beyaz renge kadar
farklı kıyafetlerde Kaplumbağalara
rastlamak mümkün. Şimdiyse
VW, tamamen yeni ve güçlü bir Kaplumbağa
çağı açtı. 21. Yüzyıl’ın Kaplumbağası
olarak yeni Beetle, sadece
moda meraklısı kadınlara değil,
sportif karakterli müşterilere de hitap
edecek.

Bu nedenle yeni Beetle, öncüsüne
göre çok daha erkeksi bir tarza
sahip ve daha güçlü ve dinamik
bir etki bırakıyor. Yani o bir “genç”
ve genç tanımlamasını VW de reklamlarında
kullanıyor. Aslında bu
hemen görülüyor. Örneğin dedesinin
abartılı kıvrımlarının tamamı,
yumuşatılan karoseri hiç olmadığı
kadar oturaklı hale getiriyor ve
biraz fazla “kadın işi” kalan vazo
da neredeyse lanetlenmiş. Ancak
kaputun altındaki makine çok daha
önemli: Golf GTI’dan alınan 2.0
lt 200 HP’lik motor. Sözünü ettiğimiz
güç, bir “sürüngen” için kesinlikle
çok fazla ve böyle bir güç eskiden
yoktu.

Yoksa var mıydı? Evet, fabrika çıkışı
olmasa da vardı! Eskiden Kaplumbağalar,
ünlü tuning ustaları tarafından
gayet sert modifikasyonlara
tabi tutulurdu: Genellikle silindir
bloğu başına birer adet kullanılan
özel karbüratörler, kalın egzozlar,
iyileştirilmiş emme manifoldları…
Tüm bu değişikliklerin ardından
bir Kaplumbağa ile, zamanının spor
otomobili Kadett’lere toz yutturmak
mümkündü.

Bu modifiye ustalarının en yeteneklilerinden
biri de Theo Decker,
Essen’deki stüdyosunda boxer motorları
başka hiç kimsenin yapamadığı
kadar güçlendiriyordu. Örneğin
en güçlü çalışması 200 HP’nin üzerine
çıkıyordu.

Decker’in bu hızlı (ve çok iyi restore
edilmiş) otomobillerinden biri,
yeni Beetle ile karşı karşıya gelmek
için konuğumuz oldu. Yani geçmişin
etkili çift karbüratör modifiyesi,
günümüz dijitalize edilmiş turbo ile
karşı karşıya geldi: 1970 model
135 HP’lik TDE ve 2011 model Beetle
2.0 Sport. Konularımız ise canlılık
ve sürüş keyfi.

~Adı gibi Beetle’ın
kendisi de Sport



Beetle, karşılaştırmamız için gayet
uygun bir model adı eklentisine sahip:
Sport. Sahip olduğu donanımlar
için de aynı durum geçerli: 200
HP güç, DSG şanzıman, 18 inçlik
jantlar… Başarılı çalışma karakteriyle
beğeni toplayan motor tüm
devir bandında güçlü olmayı başarıyor
ve büyük turbo sistemine rağmen
gaz komutlarına çok hızlı tepkiler
veriyor. Şanzıman ise bu sırada
gayet hızlı ve sarsıntısız bir şekilde
vites değiştiriyor. Opsiyonel olarak
sunulan küçük kollarla sürücü, vites
değişimlerine direksiyondan da
müdahale edebiliyor. Karmaşık süspansiyon
Beetle’ı sorunsuz bir şekilde
izinde tutarken, ESP ve elektronik
diferansiyel kilidi ise lastiklerin
kaymasını veya çığlıklar atmasını
engelliyor. Tüm bunlar Beetle’ı
canlı ve kontrol edilebilir bir otomobil
haline getiriyor. Böylece virajlara
girerken veya düzlüklerde hızlanırken
büyük keyif veriyor.

Diğer taraftan orijinal “Kaplumbağa
kullanma hissi” tamamen
farklı bir olgu. Aslında New
Beetle’ın bunu sunmasına da imkan
yok, çünkü motor artık önde
konumlandırılıyor. Ayrıca başarılı
izolasyon sayesinde motorun sesleri
pek duyulmuyor. İlk Kaplumbağaların
motorları ise hem arkadaydı,
hem de neredeyse hiç izolasyon
olmadığından her türlü mekanik
sesleri koltuğunuzun hemen
ardından duyabiliyordunuz. Benzer
bir durum elektronik yardımcılar için
de geçerli: Beetle’ın ESP’si devreye
girip sürücü hatalarını düzeltirken,
ilk Kaplumbağa rahatlıkla önünü
arkasına getiriveriyordu. Neyse
ki orta devirlerde egzozdan yayılan
sesler, Beetle Sport’un karakterini
biraz olsun destekliyor.

~Konuğumuz olan eski Kaplumbağa
ise her koşulda keyif vermeye
hazır bir araç. Bu arada 1302, arkadan
savrulmaya meyilli çağdaşlarının
arasında ilerici modellerden
biriydi. Örneğin arkada görev yapan güçlü çapraz sevk çubukları
modern McPherson süspansiyonla
destekli. Hatta 1302’nin S versiyonlarının
ön aksında disk frenler
görev yapıyordu.

Decker performans kiti, hıza yönelik
unsurlar da içeriyor: Ekstra stabilizatörler
karoserin yana yatma eğilimini
azaltıyor, geniş tabanlı lastikler
ve geniş iz açıklıkları daha iyi
bir yol tutuş, daha büyük fren sistemi
ise daha güvenli duruşlar sağlıyor.
Hacim yükseltmeyi de içeren
motor modifikasyonuyla 1302, gayet
hızlı olmayı başaran bir otomobil.
Titreşimler ve seslerse güncel
Beetle’a göre çok daha heyecan verici.
Çünkü burada, sürücünün gaza
basan ayağını bazı anlarda hızlanma
prosedürünün dışında bırakan
sensörler, kontrollü hidrolik kavramalar
veya elektronik gaz sistemleri
bulunmuyor.

Tam gazda 1302 hemen
şaha kalkıyor

1302’de her şey çok daha dramatik
gerçekleşiyor. Tam gaz verildiğinde
yakıt hava karışımı emme ağızları
dik duran iki adet 44’lik çiftli
Weber karbüratörden silindirlere
ulaşıyor ve motor resmen kükrüyor.
Şimdi sıra debriyajı hafifçe
kaydırarak kavratmakta: Baskı balata
önce volanla sert bir şekilde buluşuyor,
Kaplumbağa’nın önü havaya
kalkıyor ve asfalta siyah renkli
imzalar atmaya başlıyor. Hemen
ardından ise bu 900 kg’lık hafif sıklet,
sanki sapanla fırlatılmış gibi ileri
atılıyor ve bunu yaparken sergilediği
heyecanlı tarzıyla sürücüsünü
de etkiliyor.

~Bu sırada yaşanılan ivmelenme
hissi ise gerçekte olduğundan çok
daha fazla hissediliyor. Belki 100
km/s hıza 10.5 sn’de ulaşmış olabilir
ama bu rakam orijinal (modifiyesiz)
Kaplumbağa’dan hala 10 sn
daha iyi. Yeni Beetle ise 3 sn daha
hızlı olsa da bunu yaparken her şey
daha basit ve tabi ki daha can sıkıcı.
Hızlanmalar 1302’nin maceralarından
sadece biri. Diğer bir eğlenceli
macera ise, bolca yana yatmalı
ve ağırlık transferi tepkileriyle süslenmiş
virajlar. Otomobil virajları
neredeyse köşeli bir şekilde dönüyor.

Bundan sonra yapmanız gereken
tek görev, temiz bir çizgi tutturmak.
Ayağınızı gaz pedalından çok
erken veya çok hızlı çektiğinizde ise
arka kısım bir anda kopuyor. İşte
bu andan itibaren aracı kontrol edebilmek
için yetenekli ve tecrübeli
olmanız gerekiyor.
Bu maceraları bir kez yaşadığınızda
hemen yeni Beetle’a binmek istiyorsunuz.
Neticede hayat her zaman
bu kadar maceralı olmak zorunda
değil, değil mi?


Teknik Veriler

VW Beetle, 2011

Önde enlemesine yerleştirilmiş 4
silindirli boxer motor; silindir başına
4 supap; motor hacmi: 1984 cc;
maksimum güç: 200 HP-5100 d/d;
maksimum tork: 280 Nm-1700 d/d;
önden çekiş; 6 ileri DSG şanzıman;
lastikler: 235/45 R 18 W; 0-100 km/s:
7.5 sn; maksimum hız: 223 km/s; CO2
emisyonları: 179 gr/km

~VW 1302 TDE


Arkada uzunlamasına yerleştirilmiş 4 silindirli boxer motor;
silindir başına 2 supap; motor hacmi: 1950 cc; maksimum güç: 135
HP-5000 d/d; maksimum tork: 200 Nm-3200 d/d; arkadan itiş; 4
ileri manuel şanzıman; ön-arka lastikler: 185/65-205/60 R 15 H;
0-100 km/s: 10.8 sn; maksimum hız: 191 km/s

Sonuç

Yeni Beetle modernlikle geleneksellik
arasında iyi bir denge tutturuyor.
Aracın başarılı retro bazını VW,
kapaklı jantlar gibi hoş detaylarla
desteklemiş. 200 HP, DSG şanzıman
ve Golf’ün süspansiyonu ise, sürüş
keyfi, konfor ve güvenlik sağlıyor. 40
yaşındaki 1302 ise, özellikle de TDE
haliyle, kullanımda daha zorlayıcı
olsa da kesinlikle çok daha heyecanlı
bir otomobil.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.