Kendi kendine giden otomobil hayal değil

Otonom sürüş, direksiyon başında daha fazla özgürlüğün
önünü açıyor. Otomobil bağımsız bir şekilde
hareket ederken, güvenli bir şekilde başka şeylerle
ilgilenmeyi, örneğin cep telefonuyla kısa mesaj göndermeyi,
internette sörf yapmayı ya da kitap okumayı mümkün kılıyor.
Bu konuda araştırma yapan otomobil markalarından biri
de Volvo. Volvo’nun bu teknolojiyi geliştirmekteki ilk hedefi,
yavaş akan trafikte ve daha da uzun vadede otobanlardaki yol
trenleriyle tamamen bağımsız ve güvenli sürüş…
Volvo Ürün Geliştirme Müdürü Marcus Rothoff, “Hedefimiz,
konseptlerin ötesine geçerek ve müşterilere erişecek teknolojilere
öncülük ederek, bağımsız sürüş alanında liderlik elde
etmek. Bu özellikleri halka açık yollarda kullanılabilecek kadar
güvenilir kılmak, müşterilerin kendi kendini süren otomobillere
karşı güvenini artırmak için hayati önem taşıyor,” diyor.
Otonom sürüş – çok az insan etkileşimi gerektiren bir araç
tarafından otomatik olarak kontrol edilen sürüş, hızlanma
ve/veya frenleme özelliğiyle – modern ulaşım araçlarında
halihazırda yüksek oranda mevcut.

Marcus Rothoff, “Neredeyse kimse otomatik pilotta uçan
bir uçağın içinde olduğunu düşünmez. Ama sürücü kitabını
okurken kendi kendine giden bir otomobilin içinde olmak
hâlâ pek çok insan için oldukça devrimci bir düşünce,” diyor.

Kullanıcılar teknolojiyi benimsedi

Yapılan son araştırmalar, katılımcıların neredeyse yarısının
otonom bir otomobil kullanmaktan çekinmeyeceğini
gösteriyor. 18-37 yaş arası sürücülerin yaklaşık yüzde 50’si,
tamamen otonom sürüş özelliğine sahip bir araç satın alacaklarını
söylüyorlar.

~Araştırma sonuçlarından biri de özellikle genç tüketicilerin,
sürekli otomobille bağlantılı olma baskısının yarattığı dikkat
dağınıklığıyla baş etmeye yardımcı olabilecek teknolojiyi satın
almaya istekli olması. Bağımsız sürüş teknolojisi, güvenli bir
şekilde kısa mesaj göndermek, sosyal medyada durumunu
güncellemek ya da otomobil kullanırken kitap okumak için
istenen imkânı yaratacak.

Otonom sürüşün avantajları

Bir sürücü için sürüş dışında başka aktivitelere odaklama
olasılığı bir dizi başka avantaj da sunuyor.

•Otonom sürüş sırasında sıfır kaza ve yaralanma potansiyeli
var.
•Bağımsız sürüş belli durumlarda yakıt tüketimini yüzde
50’ye varan oranlarda azaltabilir.
•Aynı zamanda trafik akışını artırarak seyahat sürelerini
kısaltma potansiyeline de sahip.

Otomobilin otomatik olarak hareket etmesini sağlamak,
gelecekteki otomobillerin hiç kaza yapmayacağı vizyonunu
gerçeğe dönüştürmek için kritik öneme sahip. Otomatik
frenleme, otomobilin şeritten ayrılmasını önleme ve adaptif
hız sabitleyici için kullanılan mevcut sistemler bağımsız sürüş
yönünde atılmış ilk adımlar. Şimdi, normal trafik şartlarında
daha yüksek seviyede otonom sürüş vaat eden teknolojilere
doğru ilerliyoruz.


Yoğun trafikte bağımsız sürüş

Geliştirilen bağımsız sürüş teknolojilerinden biri de yavaş
hareket eden trafikte öndeki aracı otomatik olarak takip eden
bir destek sistemi. ~Sistem, sürücünün hayatını kolaylaştıracak
önemli bir kapsamlılığa sahip. Bu ileri teknolojinin geliştirilen
ilk nesli, düşük hızlardaki trafikte sürüşe odaklı. Otomobil,
aynı şeritte seyreden öndeki aracı izliyor. Ancak sorumluluk
her zaman sürücüde… Herhangi bir anda aracın kontrolünü
geri alabiliyor.

Avrupa SARTRE (Çevre için Güvenli Yol Trenleri) projesi,
uzun otoban yolculuklarında kendi otomobilinizin içinde, ellerinizi
direksiyondan, gözlerinizi yoldan çekmenin cezbedici
olasılığına odaklıydı.

SARTRE takımı, bağımsız sürüş teknolojisine sahip dört
aracın 90 km/s’ye varan hızlarla – bazı durumlarda araçlar
arasındaki mesafe dört metreye kadar düşüyordu – takip ettiği
öncü bir kamyon içeriyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.