Döviz artışı satışları etkilemez

2011 yılındaki satış rakamları incelendiğinde,
Ağustos ayına kadar pazarın,
geçen yılın üzerinde geliştiği, ancak
Ağustos’ta bir miktar yavaşlama eğilimi
başladığı görülüyor. Pazardaki hareketliliği ve
önümüzdeki dönem beklentilerini, Otomotiv
Distribütörler Derneği Başkanı Mustafa Bayraktar
ile görüştük.


Auto SHOW: Son dönemde döviz kurlarındaki
artışın, otomotiv pazarında olumsuz bir
etkisi olabilir mi?
Mustafa Bayraktar: Otomobil sahipliğini ve
satın alma motivasyonunu etkileyen faktörler
arasında ekonomideki canlılık ve büyüme
daha etkin bir rol oynuyor. Döviz kurlarındaki
dalgalanmanın etkisi sınırlı olacaktır ve kalıcı
bir yavaşlama olacağı düşüncesinde değilim.
Tabii araç fiyatları bugünkü seviyesinden de
daha fazla artarsa, bu durum olumsuz bir
etki yapabilir. Ama önemli olan ekonomideki
büyümenin ve canlılığın sürdürülmesi.
Geçmiş yılları analiz ettiğimizde, otomobil
pazarının, ekonomideki büyümeye paralel
olarak büyüdüğünü görüyoruz.

AS: Peki önümüzde dönemde ekonomik büyüklükler
için projeksiyonlarınız ne yönde?
MB: İçerisinde bulunduğumuz yılın dördüncü
çeyreğinde eksi büyümeyle karşılaşabiliriz.
Eğer bu yıl olmazsa, eksi büyüme 2012’nin
ilk çeyreğinde de olabilir. 2012 yılının tamamında
da yüzde 2’yi geçmeyen bir büyüme
yaşayacağımızı öngörüyoruz. Buradan hareketle,
otomobile olan talep artışı yüzde 0 ila
1 arasında kalırsa, bugünkü pazar büyüklüğünün
benzeri 2012 yılında da yaşanır. 2011
yılı toplam pazar büyüklüğünün 840 bin
adetle kapanacağını tahmin ediyoruz, 2012
için tahminler ise 800 ila 820 bin adetlik bir
pazar oluşacağı yönünde.

AS: Otomobil fuarları, şovlar, sergilemeler,
yenilikler ve yeni modeller pazarın canlanmasına
katkı yapar mı? Örneğin yakın
zaman önce Avrupa’da büyük bir fuar yapıldı,
birçok yeni model sergilendi. Bu yenilikler
Türkiye’ye de gelecek. Bunlar pazarı daha
da canlandırır mı?

MB: Türkiye, otomotiv sektöründe,
Avrupa’daki büyük pazarlar arasına girdi.
Bu yıl İspanya pazarı 900 bin adet olacak.
Türkiye pazarı da hemen hemen aynı büyüklüğe
ulaştı. Avrupa’daki büyük pazarlar
arasına girdiğinizde, her türlü yeniliği, aynı
anda Türkiye pazarında da görme şansımız
oluyor. Hatta Türkiye pazarına özel üretimler,
özel motorlu, şanzımanlı, donanımları
araçlar bile üretilebilir hale geldi. Türk müşterisi
vergi yapısından dolayı küçük motorlu,
otomatik şanzımanlı ama yüksek donanımlı
araçlar talep ediyor. Ülkemiz büyük bir pazar
olmazdan önce, bu tür özel araçlardan üretim
almak zordu ama şimdi pazar yapısı, büyük
üreticiler için anlamlı bir hale gelince bu
pazarın ihtiyaçlarına odaklanıp özel çalışmalar
yapılabiliyor. Bundan da nihayetinde, otomobil tüketicisi fayda sağlıyor, bulduğunu
değil, gerçekten istediği ya da ihtiyacı olan
otomobili alabiliyor.

AS: ODD’nin rutin aktiviteleri ve önümüzdeki
yıl için faaliyetleri hakkında bilgi alabilir
miyiz?

MB: Derneğimiz tüm markaları bir araya
getiren, otomotiv sektörünün ortak payda
temsilcisidir. Kuruluş amacımız sektörü desteklemek,
kamuoyu yaratmak, pazarın büyümesi
ve geliştirilmesine katkıda bulunmak
ve bu faaliyetleri de marka temsilcileri eliyle
yapmak. Dernek içerisinde bu faaliyetleri
yürüten altı komite bulunuyor. Derneğin idari
kadrosunun altında, aslında işi pişiren, mutfağında
olanlar otomotiv sektör çalışanları.
Otomotiv dışarıdan erkek yoğun bir sektör
gibi gözükse de, ne ilginçtir ki komite başkanları
ve üyelerin çoğu kadın. Sanayi Bakanlığı
tarafından yayınlanan Otomotiv Strateji
Belgesi, sektörün önce altyapısını, sonra da
üst yapısını geliştirmek için önemli bir fırsat.
Önemli aksiyonları var, onlardan birine
ODD olarak biz de tarafız, ajandamızda ön
sıralarda yer alıyor. Faaliyetlerimiz arasında,
her ay düzenli olarak, satış rakamlarının
yayınlanması da bulunuyor. Bunun için, her
firmanın şifreyle girdiği bir sistem bulunuyor.

AS: Tüm bunların yanında, yerel ve ulusal
fuarları da derneğiniz organize ediyor.

MB: Evet, otomotivin podyumu fuarlar. Bütün
yeniliklerimiz fuarlarda podyuma çıkıyor. İki
yılda bir İstanbul Autoshow’unu düzenliyoruz.
Burası tüm markaların, neredeyse tüm
modellerini birarada görebileceğiniz büyük
bir showroom. İnternette bile bu kadar çok
modeli birarada görmek için birçok sayfaya
girip çıkmanız lazım. Bence, 2012’de İstanbul
Autoshow’da birkaç markanın dünya prömiyerini
görebileceğiz. Bu, Türkiye pazarının
nasıl bir büyüklüğe geldiğini de gösteriyor.
2012’deki İstanbul Autoshow’un yeri değişti,
Beylikdüzü’ne alındı, toplam metrekare hemen
hemen aynı ama firmaların taleplerine
göre fuar yerleşim planı değişebilir. Yeni
fuar alanının otoparkları geniş, metrobüs
de seneye o bölgeye ulaşmış olacak, ulaşım
sorunu yok. Uluslararası takvime girmiş,
dünya prömiyerlerine ev sahipliği yapacak
noktaya gelmiş, rüştünü ispat etmiş bir fuar.
Bunun yanı sıra, İstanbul Autoshow’un dışında,
bir de yerel Showlar vardı. Bunlar
aslında İstanbul’da pek hissedilmiyor ama
yerel fuarlar bölge için, o yöre insanı için
ve bölge bayileri için çok önemli aktiviteler.
İmajdan çok satış ağırlıklı olsa da, ziyaretçi
sayısı olarak oldukça yoğun oluyor. Örneğin
Bursa’da bu yıl 120.000 kişi ile ziyaretçi rekoru
kırıldı. Düzenlenen diğer yerel fuarlar
ise Gaziantep, Antalya, İzmir şeklinde oldu,
yakında da Antalya düzenlenecek.

AS: Fuarlar dışında bir de iletişim ödülleriniz
var, otomotivin gladyatörleri…

MB: Sektör çok rekabetçi bir yapıda bütün
sene boyunca çalışıyor, büyük kaynaklar harcanıyor,
birçok insan yaratıcılıklarını ortaya
koyuyor. Biz de bunu ödüllendirmek istedik.
Gladyatör ismi de şöyle ortaya çıktı. Bu sektör
büyük bir arena, dişe diş bir rekabet var.
Bunun adı olsa olsa Gladyatörler olabilirdi.
Geçen yıl ilki yapıldı, iyi giden yönleri de oldu,
aksayan tarafları da oldu. Format çok değişmeyecek
ama basın mensuplarının da ilgisini
çekecek bir sürpriz hazırlıyoruz. Bu sene
ödül töreni 9 Ocak’ta gerçekleştirilecek.

AS: Sektörün mutlaka birçok sorunu vardır
ama ilk akla geleni hangisi sizce?

MB: Trafikte dolaşan 12 milyon araç var.
Bunların yüzde 50’si 12 yaşın üstünde, yüzde
35’i 16 yaşın üstünde. Egzoz emisyonları vs ile
sektörün üzerinde yük var. Şimdi Euro6’ya
geçiş için ciddi yatırımlar yapıyoruz. Yeni otomobillere
emisyon için bu kadar yük verilirken,
çevreyi daha çok kirleten eski otomobiller
daha az vergiyle ödüllendiriliyor. Ömrünü
tamamlamış araçlar için mevzuat var,
atık dönüştürme merkezleri de var, yani sistem
var ama motivasyon yok. Mevcut duruma
göre sistem işlemez. Eski otomobilleri elden
çıkarmak için, tedrici olarak geçilebilecek,
eski otomobile bir ceza sistemiyle eski araçların
hurdaya çıkarılması motive edilmeli.

AS: Son bir soru, satışlar iyi gidiyor, otomotiv
distribütörleri 800 bin aracı daha yollara
saldılar. Peki ne olacak büyük şehirlerdeki
bu trafiğin hali?

MB: Ona ben karışmam, ona belediye baksın
(gülüşmeler)… Şaka bir yana, otomobil
sahipliği dünya ortalamasından az ve o ülkede
trafik sorunu varsa, demek ki sorun başka
yerde, sorunu yolların üstyapısındaki yetersizlikte
aramak lazım.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.