Dünyanın en çirkin otomobilleri!

Yeter! Bazen bardak taşıyor
işte! Sonunda bizler de kendimizde
“bu otomobiller çirkin”
deme cesareti bulduk.

Hayır, amacımız kesinlikle
“kötü” veya “yetersiz” demek
değil. Lütfen kemerlerinizi bağlayın,
çünkü gelmiş geçmiş en
çirkin otomobilleri aradığımız
yazımız başlıyor.

Son Cenevre Otomobil Fuarı’nda
güzellik tutkunları, dizaynın
geçtiğimiz on yıllar içinde nasıl
bir ilerleme sergilediğini gösteren
yeni modellerin keyfini çıkardılar.
Eğer en
önemli satın alma
argümanı güzellikse,
neden bazı otomobiller iyi
satamıyor? Beğenilme ve farklı
olma baskısı, çok ağır hatalara da
neden olabiliyor ve ortaya, berbat
bir şekilde tamir edilmiş kazalı
bir otomobili andıran veya farklı
türlerin hilkat garibesi melezleri
gibi görünen otomobiller çıkıyor.
Otomobil tarihinin en çirkin
25 örneğini sizler için bu
sayfalarda derledik. Ancak
“bizim bakış açımızla” diyerek
açık kapı da bıraktık. Neticede
güzellik görecelidir.

MAYBACH 57/62

Merhaba! Benim adım Maybach!
Büyük ama dümdüz, geniş
ama ağırbaşlı ve neresinden bakarsanız
bakın petrol şeyhlerinin
gönüllerini fethetmek için pompayla
şişirilerek büyütülmüş bir
Mercedes S Serisi gibi görünüyor.
Konu heybet, azamet veya servet
sergilemek olduğunda bu işin
nasıl doğru yapılacağını Rolls-
Royce gösteriyor: Tapınak
sütunları kadar yüksek
bir ızgara ve çok iyi
bir şekilde sergilenmiş
bir ihtişam. Bu gururlu
tarza bir zamanların
köşeli Mercedes 600’ü
bile sahipti. Daha da gerilere
gidersek krallar bile
770’ler, yani büyük
Mercedes’ler kullanıyordu,
Maybach değil!

FORD GRAND
C-MAX

Bu vanın arka kısmı
sürekli çirkinleşiyor: İyice
yükseltilmiş kale surları
gibi duran metal yüzeyler
ve farklıyla korkutuculuk
arasında gidip gelen bir
tavan.

NISSAN JUKE

Dağ botu giymiş bir cüce
SUV’culuk oynuyor: Tam bir
komedi. En önemli dizayn
hatası ise, bu yüzü olmayan
otomobilin gözlerine nasıl
bakacağınızı bilememek
olacaktır.

BMW 3 COMPACT

Arkası bıçakla kesilmiş gibi.
Stoplar ve bagaj kapağı kötü
bir tamiratı hatırlatıyor.
BMW bugüne kadar
hatchback yapmayı
başaramadı.


CADILLAC SEVILLE


Amerikan otomobillerinin arka kısımları
genelde gariptir. Kanatları, turbo-fanları
andıran stopları, ışıklı şeritleri veya çıkıntı
yapan yedek lastikleri herkes
hatırlıyordur. Cadillac’ın korkunçluk
ligindeki temsilcisi ise Seville: Bir
zamanların Mercedes avcısının
ikinci kuşağı, 1930’ların “Fasttail”
tasarımını, 80’lerin modernliğiyle
harmanlıyor. Bu garip stil
karmaşası o günlerin başkanının aldığı
ve Cadillac’ı görsel olarak dibe vurduran bir
karar oldu.

PEUGEOT 308 CC

Tavanı kapalıyken arkadan
baktığınızda geriye gidiyormuş gibi
hissettiriyor. Bu araç, Peugeot’nun
parlak cabrio geçmişini gölgeliyor

ZASTAVA YUGO

Bu otomobilin yanında bir
oposumun (keseli sıçan)
bakışları bile daha arkadaş
canlısı kalıyor. Tamponlar
ise dübellerle tutturulmuş
diş teline benziyor.

RENAULT KANGOO
BE BOP

Kangoo’da dokunma isteği
uyandıran her şey burada tam
tersi etki yapıyor: Çok kısa, çok
yüksek, çok şişman. Sevimli bir
hobi aracı olmaktan çok uzak.

SEAT TOLEDO

Seat’ın eski tekdüze
tasarımlarından uzaklaşılırken
oluşmuş habis bir ur: Kamburu
çıkmış bir Leon veya Altea’yı
andırıyor. Neyse ki artık dizaynın
başında Luc Donckerwolke var.

ROLLSROYCE
CAMARGUE

Güçlü isimlerin
(Pininfarina) de zayıf
zamanlar
yaşayabileceğinin bir
kanıtı: Geçmişin
çizgilerinin 1970’lerle
randevusu.

BUFORI GENEVA

1930’larda muhteşem güzellikte
otomobiller üretilmişti. Peki ama
bu savunmasız çağın, günümüzün
çirkinliklerine esin olması (bkz.
Cadillac) şart mı? Bunun son
örneğini Bufori sergiliyor:
Malezya’da bir Avustralyalı,
1930’ların lüks otomobillerinin
modern türevlerini üretiyor. Bu
canavarı üretmek 6 bin saat
sürmüş. 300 bin Euro’luk fiyatı ise
bu kadar lezzetsiz bir otomobil için
kesinlikle çok fazla.

MERCEDES VANEO

Bu A Serisi-lepistes (bir
akvaryum balığı) birlikteliğinin
çirkin çocuğu. Bugün Mercedes,
Vaneo ile ilgili anıları tarihten
silmek istiyor.

CITROEN
OLDCIT CLUB

Citroen’in kötü
zamanlarının tarzını
kopyalayan araç, Rumen
otomotiv öğrencilerinin
eseri. Vampirle Dans’ın
tekerlekler üzerindeki
versiyonu.

FIAT PALIO


Neyim ben? Evet, sen Fiat Palio’sun!
İtalyan asıllı ama Brezilyalı bir dünya
otomobili ama tam bir dizayn faciası.
Yel değirmenleriyle girdiği savaşı Palio,
Avrupa’da kaybetti. Özellikle sedan
versiyon neredeyse hiç satmadı.
Gerçekten de birkaç adetlik satışın
neredeyse tamamını Weekend adlı
station versiyon gerçekleştirdi. Bu
otomobile neden Palio di Siena, yani
dünyanın en zorlu at yarışının isminin
verildiğini ise asla anlayamadık.

CHRYSLER PT CRUIZER

Nasıl yani? Hotrod bir cabrio mu? Biraz duş
jeli de olsa küvet niyetine kullanabilirsiniz.
Ayrıca hem görsel, hem de teknik açıdan
geride kalan bir otomobil.

CITROEN XSARA
PICASSO

Yusyuvarlak simetrik tavan önde
de arkada da aynı görünüyor.
Böyle kederli bir tasarımı Picasso,
en bunalımlı zamanlarında bile
çizmezdi herhalde.


SUZUKI X-90

Yer Hamamatsu/Japonya. Tarih
1994… Toyota RAV4’ün sürpriz
başarısının ardından Suzuki,
kelimenin gerçek anlamıyla
paniğe kapıldı: “Böyle bir şeye
bizim de mutlaka ihtiyacımız
var. Ancak daha cool olmalı!”
Garip tarzı nedeniyle kimsenin
üretme cesareti gösteremediği
bu garip kaplumbağa işte böyle
ortaya çıktı: Sedan görünümlü
ve Targa tavanlı bir mini SUV.
Eğer balık kavağa çıkabilse, X-
90 da otomotivde devrim
yapabilirdi. Bu nedenle bu
garip kaplumbağa sadece bir
yıl içinde piyasadan silindi ve
ardından da kimse ağlamadı.

FORD SCORPIO


Ön tarafta pörtlek gözler,
arkada bir sabun kalıbı kadar
düz bir yapı. Bu büyük Ford bir
kült potansiyeli olacak kadar
çirkin bir otomobildi.

MITSUBISHI
COLT CZC


Bir darbeyle küçük bir
hardtop cabrioya
dönüşüverdi ve
tamamen hatalı bir
karar oldu. Orantıları,
arkadan çarpma
testlerinden çıkmış bir
otomobilinki gibi
duruyordu.


MERCEDES R
SERİSİ

Station, SUV, van… Ürün
yelpazesinde bunların hepsi
vardı. Peki ama Mercedes,
hepsini karıştırmaya neden
ihtiyaç duydu acaba? R Serisi
gerçekten de bu üçlünün
karışımı gibi görünüyor.

TANGO T 600

Bir disk otomobil mi? 99 cm’lik genişliğiyle
Tango, görsel uyumun tamamen dışına çıkıyor.
“Sevgilim, Smart’ı senin için küçülttüm”
filminin başrolünde oynayabilir ancak!


TOYOTA YARIS VERSO

Son dakika! Toyota City’de tepetaklak
olmuş bir telefon kulübesi bir Yaris’e
arkadan çarparak kontrolden çıktı ve bir
bayinin vitrin camından içeri girdi. Neyse ki
kazada sadece markanın imajı yara aldı.

PONTIAC AZTEC

Acaba bir Rus sanayi sitesinde
4 adet ağır kazalı araç
birleştirilerek mi üretilmiş? Bu
4 tekerlekli Frankenstein’da
hiçbir şey uyumlu değil.


SSANGYONG
RODIUS

Koreli tasarımcıların evotomobil
sentezi: İlk cumbalı
SUV! Bu otomobil kimseyi
heyecanlandırmıyor

Bu ne şimdi? Yüksekten düşmüş
bir teleferik kabini olabilir mi? Ya
da bir asfalt ütüsü? Hayır, geceleri
kulüp-kulüp gezen 4 adet gencin
kullanımı için tasarlanan Fuya-Jo,
tekerlekli bir disko küresini
canlandırıyor. Bu otomobilde
yüksekte oturuyor ve ayaklarınızı
yıkanabilir zemine basıyorsunuz.
Kokpit ise bir müzik mikseri
masasını hatırlatıyor. “İnsansı
robotlar nasıl otomobiller
üretirdi?” mantığından yola
çıkılmış gibi görünen bu
otomobil, kesinlikle saygıyı
hak ediyor. Her şey
tamam ama tasarımcılar,
modern bir tramvay
yerine örneğin biraz
otobüse benzeyen bir
dizayn yaratamaz
mıydı? Durum böyle
olunca bu küçük
eğlence kabini,
“en çirkinler”
listemizin
birinci sırasına
yerleşti.
Kutlarız!

Sonuç

Son 25 yılda ne çok absürt çirkinliğe
dayanmak zorunda kaldık!
Her yeni otomobil, fazladan kullanışlılık
katılmaya çalışıldığında, markanın
geleceğini sembolize etmesi istendiğinde
veya geçmişteki modellerin
sıkıcılığını yok etmesi gerektiğinde
işler sık sık ters gidiyor. Tamam,
ilericiliğin yolu yapılabilirlik sınırlarını
zorlamaktan geçiyor ama
bunun için beğeni sınırlarının da
zorlanmasına gerek yok. Neyse ki
gözlerimiz sınıflandırmayı içgüdüsel
olarak yapıyor: Güzeller hoşumuza
gidiyor, çirkinler ise güzelliklerin
farkına varmamızı ve onları sevmemizi
sağlıyor.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.