BMW otomobil dünyasını işte böyle değiştirecek

BMW genelde diğer markalara
göre gösterişten uzak, daha
sakin bir tutum sergilemeyi
tercih etmesiyle bilinirdi.

Şimdiyse böyle iddialı bir çıkış
yaptı: BMW’nin Satış Sorumlusu
Ian Robertson, otomobil
dünyasında yeni bir kişisel
mobilite döneminin başladığını
açıkladı. Açıklamadan
kısa bir süre önce şehir otomobili
olan i3 ve süper sporcu
i8 sessiz elektrikli motorlarıyla
Frankfurt Otomobil Fuarı’nın
(IAA) salonlarına giriş yapacak.
Robertson’a göre BMW’nin elektrikli
otomobilleri, 4 tekerlekli
birer devrim.
Bu gerçekten de

çok iddialı
bir açıklama. BMW otomobili
yeniden keşfetti! Bu açıklama
adeta mideye atılan bir yumruk
etkisi yarattığından, önce
hazmetmek için biraz bekleyip
ardından olayları sakin kafayla
analiz etmek gerekiyor. Acaba
BMW’nin “i” modelleri gerçekten
de otomobil dünyasının
yüzünü tersine çevirebilecek
mi? Uzunluğu sadece 3.85
m olan i3 günlük kullanımda
VW Golf’e rakip olabilecek mi?
Plug-in hibrid i8, Porsche 911
ile boy ölçüşebilir mi? Emektar
içten yanmalı motora sahip
araçlarla çevreci yeni elektrikli
otomobillerin karşılaşması nasıl
sonuçlanacak?

İlk fikirleri oluşturmak için
var olan güç ve çevresel verilere
bakmak yeterli olacaktır. Asıl
önemli konu olan menzilin,
güncelliğini korumaya devam
edeceğini söyleyebiliriz. 170
HP’lik çift elektromotor yaklaşık
12.000 d/d çevirirken gaz
pedalına dokunduğunuz ilk anda
250 Nm tork üretiyor. Bunlar
başarılı değerler ama gerçekçi
bir yaklaşımla i3’ün menzili,
130 ile 160 km arasında olacak.

~Durum böyle olunca BMW,
i3’ü gerçekçi bir yaklaşımla otomobil
olarak tanımlıyor. Diğer
taraftan i3 için hızlı şarj imkanı
da sunuluyor: Bir saatlik şarjın
ardından lityum-iyon akülerin
yüzde 80’i dolmuş oluyor. Kabiliyetli
sürücüler fren pedalını
kullanma gereği hissetmeden
şehir içinde turlamaya devam
edebilecek. BMW buna “tek pedal
hissi” adını veriyor: ayağınız
gaz pedalından çekildiğinde
araç geri kazanım işlemine
başlayarak aküsünü şarj etmeye
başlarken hızını düşürüyor.

Daha uzun bir menzile ihtiyacı
olanlar için BMW, bir menzil
artırıcı planı hazırlıyor. Menzil
uzatıcı görevini, küçük bir benzinli
motor ve jeneratör ikilisi
üstleniyor. Akü tamamen boşaldığında
bu sistem devreye girerek
i3’ü, en azından ilk dolum
istasyonuna kadar götürüyor.
Buna karşın i3’ün, 160 HP’lik
motora sahip VW Golf 1.4 TSI’a
karşı hiç şansı yok. Dolu depo
ile VW, 800 km’nin üzerinde bir
menzile ulaşırken rakipsiz olduğunu
kanıtlıyor.

Sıra iç mekanda: Fuar için hazırlanan
konsept otomobil, birbirine
ters yönde açılan 4 adet
kapıya ve dört koltuğa sahip.
Zaten şehir içi kullanımında daha fazlasına da ihtiyaç yok. 200
lt’lik bagaj hacmi ve ön kaputun
altındaki küçük bir boşluktan
oluşan bagaj i3’ün bu konuda
kısıtlı olduğunu gösteriyor.
Golf’ün bagaj hacmi ise 350 lt.

Yüksek oturma pozisyonu,
orta konsol veya şaft tüneli gibi
herhangi bir engel olmadığından bir koltuktan diğerine rahatça geçebilmek,
BMW’nin, iç mekan ne kadar ilerici (çok sayıda asistan,
iletişim ve bilgilendirme sistemleri) olursa
olsun her zaman kullanışlı konseptler aradığını
kanıtlıyor. Bolca kullanılan cam ve olmayan B sütunu
sayesinde i3 oldukça ferah bir iç mekan hissi
veriyor.

~Benzer bir yapı bir plug-in hibrid olan i8’de de
söz konusu. Tıpkı Porsche gibi i8 de 2+2 oturma
düzenine sahip. i3’ün modifiye edilmiş elektromotoru
ön aksa, 1.5 lt’lik 3 silindirli benzinli motorsa
arka aksa konumlandırılmış. İki motor toplamda
354 HP’lik sistem gücü ve 550 Nm tork üretiyor.

İki motorun birlikteliği sayesinde i8, gerektiğinde
devreye giren bir 4×4 sisteminin dışında, etkileyici
hızlanma rakamlarına da imza atıyor: 4.6 sn’lik
0-100 km/s hızlanma değeri i8’i Porsche’nin önüne
geçirirken, bunu sadece 2.7 lt/100 km’lik tüketimle
gerçekleştirebilmesi de büyük bir avantaj.

Tamam, bu rakamlar şimdilik sadece teorik ama
BMW’nin işi sıkı tuttuğunu da kanıtlıyor. Otomobilin
pahalı bir malzeme olan karbon-fiberden oluşan
karoserinin üretimine ABD’de başlanmış durumda.
Üretim için gereken yüksek enerji ise çevreci
bir yöntem olan hidroelektrik santrallerinden
karşılanıyor. Akü ve motor hafif metalden (güçlendirilmiş
alüminyum) üretilmiş platformun üzerine
yerleştiriliyor. Elde edilen ağırlık tasarrufuyla
CO2 emisyon değerlerinin daha da iyileştirilmesi
hedefleniyor.

Çevresel kaygılar nedeniyle insanın aklına sürüş
keyfinin baltalanıp baltalanmayacağı sorusu
geliyor. Ancak i8’de böyle bir durumdan şüphe etmeye
gerek yok. BMW i3’te de bu kaygıları gidermek
için çalışmalar yapıyor. 170 HP’lik elektromotor
ve yüzde 50/50 oranındaki ağırlık dağılımı sayesinde
i3, markanın üstün arkadan itiş yeteneklerini
ve ataklığını sergileyebilecek. Elektrikli öncü
işte bu noktada 2013’ten itibaren Golf’ün hayatını
zorlaştırabilir, çünkü 7. nesil Golf önden çekişli
olmaya devam edecek.

~Teknik açıklamalar

Elektrikli otomobil, aksın sadece elektrikli bir
motor tarafından hareket ettirilmesi anlamına
geliyor. Gerekli enerji ise şarj edilebilen bir
aküden alınıyor. BMW’nin i3 ve i8 modellerinde
de tüm modern elektrikli otomobillerde olduğu
gibi, Lityum-iyon aküler kullanılıyor. Cep
telefonlarındakilerle aynı olan bu akü türü
yüksek enerji yoğunluğuna sahip olmasının
dışında ağırlığı da eski akülerden daha az. Hibrid
otomobilde iki farklı motor birlikte çalışıyor.
BMW i8 gibi Plug-in hibrid sistemlerde akü,
bir fiş sayesinde elektrik prizine bağlanarak
da şarj edilebiliyor. Menzil uzatıcı, akünün
bittiği anda devreye giren bir motor. Motorun
görevi bir jeneratör gibi çalışarak elektromotor
için elektrik üretmek. Bazı modellerde menzil
uzatıcının gücü aksa da gönderilebiliyor. Enerji
geri kazanımı fren esnasında açığa çıkan enerjiyi
geri kazanarak aküyü şarj ediyor. Geri kazanım
ne kadar yüksekse, ayağınızı gazdan çektiğinizde
hissedilen fren etkisi de o kadar fazla oluyor.
Elektrikli otomobillerin CO2 emsiyon değerleri
aküyü şarj ederken kullanılan elektriğin ne kadar
temiz olduğu ile ölçülüyor. Şu anda Almanya’da
kWh elektrik üretimi için 575 gr’lık CO2 açığa
çıktığı hesaplanıyor. Ekolojik elektrikte ise bu
rakam 40 gr/kWh. Plug-in hibridlerin yakıt
tüketimi hesabı ise karışık bir formülle (ECENorm
R101) hesaplanıyor. Hesaplamada her 25
km’de bir, akünün şarj edildiği esas alınıyor.
Gerçek tüketimin verilen değerlerden fazla çıkma
ihtimali oldukça fazla. BMW i3 ve i8’in üretiminde
kullanılan GFK adlı karbon-fiber malzeme
çok hafif ama son derece dayanıklı bir madde.
Buradan elde edilen tasarrufla akülerin yüksek
ağırlığı dengelenmiş oluyor.


Sonuç

BMW’den ders niteliğinde bir otomobil
BMW şimdi otomobili gerçekten
yeniden mi keşfetti? Bir bakıma
evet! En azından gelecekteki
elektrikli otomobil kavramını biraz
daha iyileştirdi. Yeni fikirler, yeni
teknolojiler ve özellikle yeni tasarım
anlayışı bizi ekip olarak çok etkiledi.
Ancak bir problem de yaşanabilir:
Bu konudaki erken atak yüksek
taleplere neden olursa, BMW bu talebi
karşılamayabilir. i3’ün üretimi 2013
yılının sonunda başlayacak.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.