Görme engelliler için ilk otomobil

Bir anda sağ elinizde bir titreşim hissediyorsunuz
ve bu titreşim size bir
mesaj iletiyor: Şimdi sert bir şekilde
sağa dönün!

Arka koltuktaki Dennis Hong’dan yorum
geliyor: “Bu kıl payıydı!”… Bu sırada gülümsüyor
mu yoksa suratında endişeli bir ifade
mi var, bilmiyorum. Çünkü hiçbir şey göremiyorum.
Şu anda gözümde bir tür uyku gözlüğü
var ve gözlüğü çıkardığım anda, kullandığım
Ford’un önünde bir ağaç olduğunu görüyorum.
Aramızdaki mesafe 1 metre bile değil.
“Tamam, kötü sonuçlanabilirdi” diyerek
yaptığım hatayı kabul ediyorum.
Profesör Hong ise beni
teselli ediyor: “Merak etme.
Körler bu konuda biz görenlere
göre çok daha yetenekliler”.
Gözlüğü tekrar takıyorum
ve tam bir kör olarak geri vitese takıyorum.
Bir anda sırtımda, bundan sonra gaza
dikkatli basmam gerektiğini söyleyen bir titreşim
beliriyor.

Virginia Teknik Ünivetsitesi’den Profesör
Hong ve ekibi, yaklaşık 5 yıldır görme engellilerin
otomobil kullanmasını sağlayabilmek
için çalışıyor. Çalışmalar geçtiğimiz yıl bir
Ford Escape Hybrid’in projeye göre donatılmasıyla
devam etmiş. Şimdiyse körler için
hazırlanmış ilk otomobilin içindeyim ve mümkün
olduğunca kaza yapmadan Blackburg/
Virginia’daki kampüsün içinde dolaşmaya
çalışıyorum. Nedendir bilmem, gözlerim bağlı
olarak araç kullanırken o kadar gerginim ki
gözlerimi sımsıkı yumuyorum. Ayrıca düşündüğümden
çok daha yavaşım, dönüşlerde
otomatik olarak ayağımı gazdan çekiyorum
ve diğer araçların sesleri beni heyecanlandırıyor.
Hızlanma önerilerini uygularken yavaş
davranırken, fren önerilerine çok hızlı ve sert
cevaplar veriyorum. Parmaklarıma dönüş
komutları titreşimler halinde geldiğinde direksiyonu
sonuna kadar çevirmeye cesaret
edemiyorum. Aynı anda sırtım da titriyorsa bu
kez kafamda acayip hisler oluşuyor!

~Yardımcı sistem, ikisi önde biri arkada olmak
üzere 3 adet laserli tarayıcıdan
oluşuyor. Tarayıcılar
200 m’ye varan mesafeleri
tarayabiliyor, menzil içindeki
insanları, yol kısıtlamalarını,
aydınlatma direklerini
ve diğer benzeri engelleri tanıyabiliyor.
Ön camın üst köşelerinde ise birer adet kamera
bulunuyor. Bunların görevi ise sürücü için
yol işaretlerini takip etmek. Gelecekte bu kameralar,
trafik işaretleri ve trafik ışıklarını da
algılayabilecek. GPS sistemi tavanda, yüksek
performanslı bilgisayar sistemi ise bagaj bölmesinde
yer alıyor. Hong’un ekibinin kullandığı
yazılımlarla, otomobil üreticilerinin GPS
sistemlerini kullanarak yaptıkları modern aktif
güvenlik, hatta otonom sürüş araştırmalarında
kullanılan yazılımlar arasındaki farklar
çok da fazla değil.

Gerçekten de asıl farkı, dışarıdan bakıldı ğında her şey biraz oyuncakmış gibi hissettiren
ilaveler ve bunların çoğunun ileri teknolojilerle
ilgisi yok. Örneğin ağır yüklerle çalışan işçilerin
kullandığı standart bir güvenlik eldiveni, mobil
telefonlarla bağlantılı bir uyarı sistemi haline
getirilmiş. Marketten alınan bir masaj minderi
ise sisteme bağlanarak, fren ve hızlanma önerileri
veren bir donanıma dönüştürülmüş. Elinizdeki
hangi parmağın, hangi bacağınızın veya
sırtınızın hangi bölgesinin titreşim hissettiği,
direksiyonun gerçek çevrilme açısıyla olması
gereken açı hakkında sürücüyü bilgilendiriyor.
Aynı şey anlık hız ve o anda bulunulan noktadaki
yasal hız limitleri için de geçerli.

Körlerin tamamen bağımsız olarak araç
kullanamayacaklarını itiraf eden Hong, rotanın
start anında sisteme girilmesi gerektiğini
açıklıyor ve ekliyor: ~“Ancak araştırmalarımız
devam ediyor”. Bir sonraki adımsa orta konsola
yerleştirilecek bir plaka olacak. Sağ elini bu
plakanın üzerine koyan görme engelli sürücü,
buradaki farklı titreşimleri algılayarak ve
aracın çevresini “okuyarak” görebilecek. Hong
körlere ehliyet verilmesiyle ilgili olarak ABD
Hükümeti’yle ve sigorta birlikleriyle temaslarını
hala sürdürüyor. Ancak sistemin bazı
“yan etkileri”, gören otomobil sürücülerinin
de işine yarayacak.

ABD’de yaşayan görme engelliler için bu
otomobil, tamamen yeni bir dünyaya giriş
anlamı taşıyor. Hong, ABD Ulusal Görme Engelliler
Birliği’nden Mark Riccobono’nun bu
araçla yaptığı ilk sürüşün ardından neredeyse
dilinin tutulduğunu söylüyor ve ekliyor: “Neler
hissettiğimi merak ettiğinizi biliyorum. Ama
bu otomobilin direksiyonunda yaşadıklarım
sözcüklerle anlatılamaz.”

Almanlar da otonom otomobil üzerinde çalışıyor

Sebastian Thrun otonom otomobil konusunda en
tecrübeli insanlardan biri olarak kabul ediliyor.
Bu da otomobilin kendi başına görmesi, direksiyon
çevirmesi ve düşünmesi anlamına geliyor. Yani
sürücü burada sadece bir yolcu oluyor. California
Stanford Üniversitesi’nde yapay zeka profesörü
olan Thrun, 2005 yılında ekibiyle ilk insansız
araç yarışmasını kazanmıştı. 2007 yılında verdiği
bir röportajda Thrun, 2030 yılından itibaren
otomobillerde sadece oturmanın mümkün olduğunu
söylemişti: “Bir yolcu gibi araçta oturup, hedefin
adresini vereceğiz ve yolda gazete okuyabileceğiz”.
Şu sıralar Thrun, Google için insansız otomobil
araştırmaları yapıyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.