Süper ligin şampiyonu hangisi?

ML ve rakipleri Avrupa’nın
fullsize SUV’ları olarak kabul
ediliyor. Yani türlerinin
en irileri… Karbondioksit alarmı
nedeniyle pek moda olmasalar da,
en azından onlara hala saygı duyuluyor.
Bunun dışında Mercedes
ML bu SUV sınıfının kurucularından
biri ama asla türünün en iyisi
olamadı. En çok satanı da olamadı
ama her Mercedes gibi, yıldızı her
zaman gururla taşıdı. Bilindiği gibi
bu yıldız, geçmişin de günümüzün
de en güçlü prestij ve asalet sembollerinden
biri.

Şimdi sıra üçüncü kuşakta ve
bizler bayağı heyecanlıyız: Acaba
ML, marka imajının vaat ettiklerini
sonunda yerine getirebilecek mi?
Rakiplerini yenebilecek mi? Bunun
için karşılaştırmalı testimize, üçü
de 6 silindirli güçlü dizel motorlara
sahip olan ML 350 Bluetec, BMW
X5 30d ve VW Touareg V6 TDI’ı
konuk ettik.

Broşürlere bakıldığında yeni
Mercedes’in güç konusunda rakiplerini
geride bıraktığı (245 HP yerine
285 HP) görülüyor. Aynı durum fiyat
için de geçerli: Çıplak haliyle 59 bin Euro civarında ve bu rakam, hiç
de azımsanmayacak bir donanıma
sahip Touareg’den neredeyse 6 bin
500 Euro daha yüksek. Son olarak
bu rakamların Almanya satış fiyatları
olduğunu da hatırlatmak gerekiyor.
Önemli opsiyonel donanımlara
(havalı süspansiyon, salınım önleyici,
19 inçlik jantlar) sahip olan test
aracımızın fiyatı ise 65 bin 396 Euro.

~Fiyatının karşılığını veriyor

Neyse ki bu ücretin karşılığında
müşteri, görsel olarak oldukça
saygı uyandıran bir aracın sahibi
oluyor. Örneğin büyük bir ağzı
hatırlatan ön tasarımıyla ML,
maçoluk skalasının üst sıralarını
garantiliyor. Aracın neden bu
kadar yüksek bir fiyata satıldığını
iç mekana baktığınızda da anlayabiliyorsunuz:
Tüm detaylar elit
görünüyor. Bu kez iç mekan tasarımcıları
epey uğraşarak SUV’ların
son trendini yakalayabilmişler:
Her ayrıntı lüks sınıfa benzemeye
başladı. Yani herkes Range
Rover’cılık oynamak
istiyor.

Nesnel olarak
yaklaştığımızda
ise ML’in özellikle
iç mekan
genişliğiyle öne
çıktığını görüyoruz. Dört kişi çok
geniş ve ferah bir atmosferde ve
konforlu koltuklarda yolculuk ediyor.
BMW ve VW’nin iç mekanları
kesinlikle daha konforsuz olmasa
da ML devasa bagajıyla öne çıkıyor:
Zorlu taşıma görevlerinde en iyisi
altınızda bir M Serisi’nin olması.
V6 motor ağır karoseri (boş haliyle
2.3 ton, tam dolu haliyle 2.95 ton)
önemli bir zorlanma hissettirmeden
ve akustik olarak da geride kalacak
şekilde hareket ettiriyor ve 224
km/s maksimum hız sağlıyor. Yol
ve lastik gürültüleri her zaman geri
planda kalırken, havalı süspansiyon
otoyol, şehir dışı ve şehir içi yollardaki
her türlü zemin bozukluklarını
rahatlıkla emebiliyor.

ML’in sunduğu konfor kesinlikle
harika. Ancak zemin kötüleştiğinde
teknolojinin sınırlarını görebiliyorsunuz:
Bir anda huzursuzlanmaya
başlayıp arada bir iç mekana güçlü
vuruntular iletiyor. Neyse ki gövde
salınım engelleyici sistem (yeni ama
3 bin 700 Euro ile çok pahalı bir
donanım) aracın fazla sallanmasını
engelliyor ve yol tutuşa da katkıda
bulunuyor. Bu sayede ML, birbirini
takip eden virajları öncüsüne göre
daha rahat ve izine daha sadık bir
şekilde alabiliyor. Ancak sert müdahaleler
yapan ESP eskiden olduğu
gibi yeni ML’de de sürüş keyfini
olumsuz etkiliyor.

~Konu sürüş keyfi olduğunda meydan
hala BMW’nin ve X5 bunu şüpheye
bırakmayacak şekilde kanıtlıyor.
Sıralı 6 silindirli dizel motoru
mırıldıyor, derin tonlarla çınlıyor ve
aracın zincirini koparmış vahşi bir
Rottweiler gibi ileri atılmasını sağlıyor.
Virajlarda ise, ataklığı, harika
direksiyonu, mükemmel çalışan
elektronik yardımcıları, karşılaştırmanın
en iyi otomatik
şanzımanı
ve etkileyici yol
tutuşuyla rakiplerinden
1 ton daha
hafifmiş gibi hissettiriyor.

Mercedes ve VW’nin aksine BMW,
standart çelik helezonlarla yetiniyor.
Ancak test aracımızda “adaptive
Drive” opsiyonu (adaptif amortisörler,
gövde salınım engelleyicisi)
da bulunuyordu. Bu haliyle X5, rakiplerine
açık bir mesaj gönderiyor:
BMW süspansiyon da yapabiliyor.
Tüm test araçlarının çekindiği
konfor parkurunu X5 kadar rahat
geçebilen ikinci bir araç yok. Her
şeye rağmen gezilerde ML’i tercih
etmemizin nedenleri başka. Çünkü
X5 daha gürültülü (ses ölçüm rakamlarının
gösterdiğinden daha fazla
hissediliyor) ve bagajlar için daha
küçük bir yükleme alanı sunuyor.

Son eleştiri Touareg için de geçerli.
Dışarıdan bakıldığında dev gibi dursa da maksimum yükleme
hacmi 1642 lt ile sınırlı. Ayrıca
574 kg’lık yükleme kapasitesi bu
sınıf için kısıtlı. Bu eksiklikleri
kabul edenler Touareg’i satın
aldıklarında iyi bir alış veriş
yaptıklarını düşünecektir. Çünkü
bu büyük SUV’un hem fiyatı
rakiplerinden belirgin derecede
ucuz, hem de daha pahalıymış
gibi hissettiriyor. İç mekan bir
tank gibi sağlam görünüyor
ve sanki bombadan bile zarar
görmeyeceğini düşündürüyor.
Tankları anımsatan hisler yola
çıkıldığında da devam ediyor.

~Birbirini takip eden virajlarda
sürücü, karoser bir sağa bir
sola doğru yatarken atalet kelimesinin
anlamını rahatlıkla
kavrıyor. Direksiyon rakiplerine
göre biraz daha ağır kalıyor ve
bozuk zeminlerde yolcular çok
dalgalı denizde ilerleyen bir tekneyle
yolculuk ediyormuş gibi
hissediyor. Büyük VW otoyolda
da her zaman rahat olamıyor:
Süspansiyon kısa darbelere sert
tepkiler veriyor, kalitesiz zemin
kaplamaları ise yüksek lastik
gürültülerine neden oluyor.
Bu nedenle Touareg’in sürüş
özellikleri, bu sınıf için biraz
zamanın gerisinde kalmış gibi
hissettiriyor ve start-stop sistemi
(BMW’de yok) de bu hissi değiştiremiyor.
Neyse ki motoru otomatik
olarak durdurup-çalıştıran
sistem araca küçük de olsa bir
tasarruf avantajı sağlıyor. Sonuç
olarak Touareg oldukça elit ve
değerli görünen ama test lideri
olmaktan uzak bir SUV.

Karşılaştırmamızda bu pozisyonun
sahibi Mercedes ML.
Çünkü ML, orta yol bulmak
için politik olmaya çalışan bir
SUV: Karşılaştırmada optimum
güvenliği sadece o sunuyor ve
aşırı sert olduğu bilinen Euro
6 emisyon normunu sadece o
karşılayabiliyor.

Güzel olmak veya şık görünmek normalde
SUV’lardan beklenen erdemler değildir. Önemli
olan saygı uyandıran bir etki bırakmaktır ki üç
konuğumuz da bunu fazlasıyla başarıyor. Çünkü
bu araçları dikiz aynasında görenler farkında
bile olmadan kenara çekilip yol verirler. Eğer
bu araçlarda ataklık da arıyorsanız, tavsiyemiz
BMW X5 olacaktır. Dizel motor tam gazda biraz
stresli bir his veriyor ama hemen ardından
hayata resmen eğlence katıyor. ~Bunda canlı ve
motorla uyumlu çalışan otomatik şanzımanın
rolü oldukça fazla. Bu tür araçlarda normalde
aranmayan viraj kıvraklığı, X5’in en önemli
silahlarından biri: 2.3 tonluk bir aracın bu
kadar hafifmiş gibi hareket edebiliyor olması
inanılmaz. Mercedes sürücüsü ise ağır bir araç
kullandığını hissetse de, yine de ML’i hatırı
sayılır bir kıvraklıkla kullanabiliyor. Aynı şeyi
VW için söylemek imkansız. Çünkü sürücüsüne
gerçekte ne olduğunu açık bir şekilde hissettiriyor:
Bir ağır sıklet. İmaj konusunda üçlünün
aldığı puanlar neredeyse aynı, Mercedes’in güçlü
kozu ise konfor, yani karşılaştırmada yolcularını
en rahat hissettiren SUV olması.

Sonuç



ML karşılaştırmayı az bir farkla kazandı.
Gerçekten de ML ve X5, pratik
kullanımda neredeyse eşit araçlar. Tek
farklılıkları karakterleri: BMW eskiden
olduğu gibi hızlı sürücüler için, Mercedes
ise konforlu yolculukları tercih edenler
için çok iyi birer seçenek. Ancak burada,
sürüş dinamikleri konusunda ML’in
öncüsüne göre önemli bir ilerleme kaydettiğini
de hatırlatmak gerekiyor. Daha
uygun fiyatıyla dikkat çeken Touareg ise
üçüncülükten kurtulamadı. Çünkü ne
tam anlamıyla dinamik olmayı, ne de
maksimum konfor sunmayı başarabiliyor.
Ayrıca iç mekanı da çok geniş değil.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.